Kayıtlar

Hayata dair

Hayatta bazen tesadüfler ya da meleklerin hediyesi olarak aslında çok yakınınızda olan yabancıları yaşamlarımıza misafir ederiz. Bu kişiler özel ve farklı kişilerdir. Bilmediğiniz bir sebepten ötürü o insanların hayatlarına şahitlik edersiniz. Tüm yaşamdan ve insanlardan vazgeçtiğiniz bir anda hayatınıza girer ve insan olmanın ne kadar saygı gerektiren bir şey olduğunu hatırlatırlar bizlere . İçinizde tarifi pek de mümkün olmayan bir saygı duygusu hissedersiniz onlara karşı. Kısa bir süre önce bana da kim olduğunu bildiğim bir yabancı insanlığımı hatırlattı. Bu tip insanlar her an karşılaşabileceğiniz türden insanlar değildir. Kaçınız gülerken diğerlerinin gözlerinin içine bakarsınız ve gözlerinin içi gülen insanlara hayatınızın kapılarını açarsınız. Ya da kaçınız kaybettiğiniz bir yakınınıza adarsınız hayatınızı soruyorum. Kaçınızın hayattaki öncelliği liyakattır. Hanginiz her ne pahasına olursa olsun yıllarca prensiplerinizden vazgeçmediniz hatta esnetmediniz bile. Belki hepiniz, bel...

Deniz Seki’ye Özel

Türkiye’de sanatçı olmak özellikle kadın olmak o kadar da kolay değil. Yurt dışında sanat ve sanatçıya duyulan sevgi ve daha da önemlisi saygı ne yazık ki ülkemizde saygıya değer sanatla uğraşan insanlara gösterilmiyor. Ülkemizde sanatçı yakıştırması yurtdışında celebrity yani medya ünlüsü olan her insana kolaylıkla yapılabiliyor.. Şu anda uzun zamandır cezaevinde bulunan Deniz Seki’nin akıbetiyse hala belli değil. Seversiniz sevmezsiniz ama şunu kabul etmelisiniz ki Deniz Seki sadece sesiyle yorumuyla değil besteleriyle de bu ülkede bir isimdir. Diğer medyanın öne çıkardığı insanlar gösterilen ilgi ne yazık ki Deniz’e gösterilmemektedir. Davranış evet tasvip edilen bir davranış olmayabilir çoğu insana göre fakat kabul edilmelidir ki suçlamalar çok ağırdır. Deniz Seki’ye pek çok kişi yargısız infaz yapmaktadır. Oysaki şuanda birçok ünlünün uzun zamandır uyuşturucu kullandığı bilinmekte ama deşifre edilmemekte hatta o kişiler insanların gözünde sürekli yüceltilmektedir. Bu bir çifte sta...

HER YAŞAM ÖYKÜSÜ İÇİNDE DERSLER BARINDIRIR

Her yaşam öyküsü içinde pek çok ders barındırır aslında tabii görmesini bilenler için.Başarılı insanların otobiyografilerinin ya da biyografilerinin okunması tavsiye edilir böylece onların yaşamlarından alınacak dersler ve onların öğretileri bizim için yararlı olacaktır. Bunun benim için yararlı olacağı düşüncesiyle birkaç kez okuma girişimim olmuştur. Ancak bu girişimler çok uzun sürmemiş ve okumaya uzunca bir süre ara vermiştim. Bugün yapmayı düşündüğüm bir proje için gerekli olan işlerden biride başarılı insanların hikayeleriyle ilgiliydi. Saatlerdir yapmam gereken diğer işleri bir yana bırakarak adeta bu hikayelerin içine gömüldüm . O insanların yaşamlarını okurken ve yaptığım iş nedeniyle bir başkasının okuduğu şeyi takip ederken ne kadar güzel vakit geçirdiğimin farkına vardım. Başka insanların hikayelerini okurken o insanların güçlü ve zayıf yanları sizi öyle yerlere götürüyor ki. Sanki o insanlar sizin tanıdıklarınızmış gibi hissettiriyor ve insanlara bakış açınız farklılaşıyor...

ELVEDA MICHAEL

Dünya bir ikonunu daha kaybetti. Bir efsane daha aramızdan ayrıldı. Bizim jenerasyonumuzdan ‘ Michael Jackson’ adını duymayan veya şarkılarını dinlemeyen yoktur. 1980’lerde dünyayı peşinden sürükleyen bir pop stardı Michael. Kardeşleriyle başladığı müzik yaşamında basamakları çok hızlı şekilde çıkmış ve dünyanın kalbinde yer edinmişti. ‘ Moon walker’ Michael ile özdeşleşmiş bir stil olmuştu. O yıllarda neredeyse tüm gençler Michael’ın figürleriyle dans etmeye çalışıyordu. Michael dünya çapında hayran kitlesi olan büyük isimlerden biriydi. Bir anlamda Michael dünyada çığır açan biriydi. Sadece müziğiyle değil ten rengini değiştirmesiyle de dünya çapında çok konuşulan isimlerden biri olmuştu. Bazıları ona hak verirken bazılarıysa bu yaptığına karşı çıkmış ve onu eleştirmişti. Michael, Amerika’da müzik piyasasını alt üst etmiş sadece Amerikan müziğinin değil tüm dünya müziklerinin bakış açısını değiştirmiş bir müzik adamıdır. Ölüm haberini ilk duyduğum da bu haber beni çok etkiledi. Ekran...

1001 Yaşam 1001 Yüz

Röportaj yapmak denilince hep ünlü, tanınmış ya da isim olan kişilerle yapılan görüşmeler akla geliyor. Oysa ben sıradan hayatın içinden isimleri tanımayı da tercih ediyorum. Tanıdık isimlerle konuşmak onları tanımak önemli elbette. Sıradan yaşamlar içinde de öyle farklı, öyle heyecan verici hikayeler gizli ki insanlar duydukların da hem şaşırabilir hem de kendilerinden bir çok şey bulabilirler. 1001 yüz 1001 yaşamda 1001 farklı kişinin hayatı, yaşadıkları, umutları, üzüntüleri benim gözümden satırlara dökülecek. Diğer insanlarla paylaşmak istedikleri her şeyi sizinle paylaşacağım.

Röportaj

Diğdem : Canım öncelikle benimle röportaj yapmayı kabul ettiğin için teşekkür ederim. Ceyda : Benim için de bir zevk Diğdemciğim D: Hayatta istediğin yerde misin ? C: Tam olarak orada olduğumu söyleyemem fakat hayatım yavaş yavaş rayına oturmaya başladı. D: Rayına oturmaya başladı diyorsun bu gelişemeye neden olan olay neydi? C: Kişisel gelişmeme önem vermeye başlamam ve kendimi tanımaya başlamam diyebilirim. D: O zaman son zamanlardaki trend seni de etkiledi diyebilir miyiz ? C: Sanırım öyle . D: Peki bu kişisel gelişimine olan ilgin ne zaman başladı ? Yani hangi olaydan sonra böyle bir şeye ihtiyaç duydun? C: Kötü günler geçirdim. Hayatımda en çok sevdiğim insanı babamı kaybettim. D: Canım başın sağolsun. Ben de babamı kaybettiğim için bunun ne demek olduğunu çok iyi anlıyorum. Babalar gününde yaptığımız bu görüşme bizim için çok kolay değil. Peki bu acı kendine daha yakından bakmanı mı sağladı? C: Aynen öyle uzun zaman bunun bir haksızlık olduğunu ve neden benim başıma geldiğini anl...

Vazgeçme Anları

Hayattan vazgeçtiğiniz anlar ne yaparsınız? Kulağa ne kadar garip bir soru gibi geliyor değil mi? Kaç defa vazgeçmişimdir hayattan kim bilir? Kendime bile itiraf edemediğim zamanlar olmuştur. Bu koskoca dünya ne kadar boş ne kadar renksiz ne kadar zevksiz görünmüştür gözüme. En çokta hırslarıma yenildiğim zamanlarda bu boş vermişlik hissi kaplamıştır içimi. İnsan her şeyden vazgeçebilir de belki de en acı olanı kendisinden vazgeçmesidir. Her bu vazgeçmişliklerin ertesinde ayağa kalkıp hiç bir şey olmamış gibi devam etmişimdir hayata. Oysaki içimdeki bu boşluk gün geçtikçe daha da büyümüştür. Ben farkında olmadan, her vazgeçişimde hayat biraz daha anlamsızlaşmış biraz daha sıradanlaşmıştır. Şimdi bakıyorum da bu his yine zaman zaman çalıyor kapımı. Artık onun farkındayım artık onu reddetmiyorum, aksine kabul ediyorum onu da tıpkı diğer korkularım gibi. O da artık ondan güçlü olduğumu görüp bir selam verip uzaklaşıyor hayatımdan. Biliyorum ki o beni hiç terk etmeyecek en savunmasız halim...